|
Benimle Çıkar mısın?
Bu soruya bir bayanın verebileceği cevaplar ve bu cevapların gerçek anlamları :
1-Olmadığı için üzgünüm; ama lütfen arkadaş kalalım.
(İstediğin şey mümkün değil. Ama yanımda olmaya devam et. Beni evime getirip götürecek, güldürüp-eğlendirecek, eğlence yerlerinde eşlik edecek, faturalarımı yatıracak ve tamirat işlerimi yapacak birisine ihtiyacım var. Merak etme; bir erkek arkadaşım olduğunda da arada sırada ararım seni.)
2 - Ama ben seni kardeşim gibi görüyorum.
( Bir daha asla bu konuyu gündeme getirme.)
3- Duygusal sorunlarım var; önce onları çözümlemem gerek.
(Senden başka birkaç kişi daha var; ama bir türlü karar veremiyorum.)
4 - Böyle bir ilişki için henüz hazır değilim.
(Henüz alemlerin tadını yeterince çıkaramadım. Beraber olmak istediğim birkaç yüz kişi daha var. Beklemeye devam et. Daha iyisini bulamazsam belki gelirim...)
5- Seni yeterince tanımıyorum.
(Tipin falan tamam ama ya diğer özelliklerin? Araba senin üzerine mi? Evin-yazlığın var mı? Kaç para kazanıyorsun? Bankada paran var mı, vs...)
6- Teklifine sıcak bakıyorum ama şimdi olmaz. Zamana bırakalım...
(Saz heyetinde on sekizinci keman olarak çalmaya devam et. Gencim, güzelim, çekiciyim. Bunların tadını en dibine kadar çıkarmak istiyorum; diğer taraftan senden daha iyi birisini bulamamaktan da kaygılanıyorum. Gözaltı torbalarım ortaya çıktığında kabul edeceğim.)
7- Seni seviyorum. Ama ben çok seçici birisiyim; kolay kolay beğenmem. Hemen karar vermemi bekleme.
( Ben İngiltere kraliçesinin soyundan geliyorum. Bana layık olmak çok zordur. Superman - Brad Pitt - Prens Rainer - Bill Gates karışımı bir erkek arıyorum. Güç, karizma, zenginlik, zeka, statü, fizik, kimya, falan hepsi birarada olmalı. Kız kurusu olmak pahasına da olsa arayacağım. Eğer bulamazsam can simidim olursun, değil mi kerizciğim?..)
8- Hayatım şu anda karmakarışık, israr etme.. Ben seni ararım.
(Birkaç erkeği aynı anda idare ediyorum. Fazla kurcalama. Habersiz eve gelmeye falan da kalkma, ikimiz de dayak yeriz valla... )
9- Aşk bana göre değil...
( Kendime güvenim yok. Bir ilişki sürdürmek için çaba harcamaktansa evde televizyon izleyip, pasta-börek yerim. Nasılsa ailem zamanı gelince birisini bulur.)
10- Aynı işyerinde çalıştığım biriyle birlikte olamam.
(Hiç tipim değilsin. Ama ileride yöneticim olursun da burnumdan getirirsin diye açık açık söyleyemiyorum.)
11- Şu sıralar kariyerime konsantreyim.
(Yaptığım iş dışında hiçbir konuda söyleyecek sözüm yok.)
12- Ben nişanlıyım.
(Ne güzel eğleniyorduk. Neden üzerime geldin ki sanki. Sonunda doğruyu söylemek zorunda kaldım işte...)
13- Evet, kabul ediyorum...
(Dürüst bir bayan)
14- Hayır, kabul etmiyorum.
(Dürüst bir bayan daha)
Anneler herşeyi bilir
Hasan annesini akşam yemeğine davet etmiş.
Yemek sırasında anne hep Hasan'ın ev arkadaşının ne kadar çekici olduğunu düşünmeden edememiş.
Yemek boyunca oğluyla kız arasında neler olduğu konusunda meraktan çıldırıyormuş.
Bunu farkeden Hasan ? Anneciğim Ayşe ile aramızda inan hiçbir şey yok. Biz sadece ev arkadaşıyız ? demiş.
Bir hafta kadar sonra Ayşe Hasan'a sormuş:
- Annenin yemeğe geldiği geceden beri çorba kepçesini bir türlü bulamıyorum. Nerde olduğu konusunda bir fikrin var mı?
Sence annen almış olabilir mi??
Hasan cevap vermiş:
-"Aldığını sanmıyorum ama bir e-mail gönderip ona sorayım" ve annesine şöyle yazmış:
-"Anneciğim, sana aldın demiyorum, almadın da demiyorum ama gerçek şu ki bize yemeğe geldiğinden beri çorba kepçesi kayıp"
Bir kaç saat sonra annesinden şöyle bir e-mail gelmiş:
-"Sevgili oğlum, sana Ayşe ile yatıyorsun yada yatmıyorsun demiyorum. Ama gerçek şu ki eğer o kendi yatağında uyuyor
olsaydı şimdiye kadar çorba kepçesini çoktan bulmuş olmalıydı.."
Krampon-ul deccal-u uryan = Futbolcu
Akibet-ul huzzam = Elenme
Arafat-ul safha = Devre arası
Cihat-ul kuvvayi milliye = Milli maç
Cemaat-ul mahter-i cumbut = Tezahurat
Cenaze-tul mevta-i kurre = Ölu top
Darbe-i abes = Faul
Tut-tul minare = Hava topu
Musabaka-i hicret-ul gurbet = Deplasman maçı
Taarruz-ul aleykumselam = Kontra atak
Zam-ul zaman= Uzatma dakikaları
Def-ul felaketiyye, aman Yarabbim = Atlatılan gol tehlikesi
Muhendis-i kurre-i muallim = Teknik direktor
Cahar-ul kumbet = Geri dörtlü
Vaziyet-ul madara = Hezimet
Ekib-ul riyaset-i cumhur = Takım kaptanı
Rakib-ul azrail = Korkulu takım
Halife-i gol = Gol kralı
Taarruz-u belet = Ofsayt
Hap-ul ademi ademiyye = Adam adama savunma
Gaflet-i dalaletiyye ve hatta hiyanetiyye = Şike
Ekib-ul kuvayi milliye = Milli takım
Ne teker-i Tam, ne sima-i Arabiyye,Sulh-u salah = Beraberlik
Minibüs Yazıları
Gözlerin var ya, benim olacaksın delikanlıca
Gidişine kızlar, duruşuna yollar hasta
Rampaların ustasıyım gözlerinin hastasıyım..
Önünü görmeden sollama, eve acı haber yollama...
Sollama beni, sollarım seni! Hadi, hayırlı yolculuklar abi...
Kuzu kurdun, yol Ford'un... Gözerin güzel ama bakmasını bilmiyorsun
Aşıksan vur saza, şoförsen bas gaza!
Dünya dikenli bir hayat, sevenlerde mi kabahat?!
Çilemse çekerim, kaderimse gülerim
Alırsın Ford, olursun Lord
Istedim vermediler; sen soförsün dediler!
Rampanın atmacası
Gas, fren, şanzıman halin duman
Aşk çekenin yol gidenin!
Yaklasma toz olursun, geçme pişman olursun
Uzaktan seveceğim, senin haberin olmayacak
Sollama beni, mahcup ederim seni!
Tek rakibimiz, Turk Hava Yolları
Dünya delikanlı olsaydı yuvarlak olmazdı.
Bir sabah uykusuna doyamadım bir de sana
Bana öyle melun melun bakma güselim biliyorum birasdan sen de ineceksin!...
DELİKANLI ÖĞRENCİNİN EL KİTABINDAN
Eski bir öğrenci atasözü vardır: "Delikanlı öğrenci olmayan öğrenciye, delikanlı olmadığını hissettirmeyen öğrencidir"...
- Delikanlı öğrenci, 250 gram jöle sürerek saçlarını kirpi gibi yapmaz, hele kaşına hiç sürmez...
- Delikanlı öğrenci uzun boylu öğretmenlerin tahtaya yazdığı sorulara cevap vermeyebilir; çünkü delikanlı öğrenci boyundan büyük işlere karışmaz...
- Delikanlı öğrenci, delikanlılığını ispat etmek için koyu çay içmez, delikanlılığını başka türlü ispat eder...
- Delikanlı öğrenci kesinlikle taklit yapmaz. En zorunlu hallerde Reha Muhtar taklidi yapabilir...
- Delikanlı öğrenci, dükkan isimlerinden ve araba plakalarından anlamlı kelimeler çıkarmaya çalışmaz. Ne gereği var diye düşünür...
- Delikanlı öğrenci, dedikodulara kulak asmaz, duymazlıktan gelir, kendisi için iyi bir şey söylendiğinde, belli etmeden kulak kabartır.
Sarışınlara İnciler
Sarisinlar neden "11" yazamaz?
Hangi 1'i önce yazmasi gerektigini bilmedigi için.
Sarisin pizza ismarlar. Pizzaci sorar: "6 parçaya mi böleyim, 8 parçaya mi?
Sarisin "6'ya böl", der, "sekiz parçayi bitiremem".
Sarisinin biri, elektrikler kesilince yürüyen merdivende 6 saat mahsur kalmis.
Bir sarisinin bilgisayarda yazi yazdigi nereden anlasilir?
Monitöre sürdügü Tipp-Ex'ten.
Faksin bir sarisin tarafindan yollandigini nasil anlarsiniz?
Üstündeki puldan.
Aynanin karsisinda gözlerini kapatmis duran sarisin ne yapiyor?
Uyurken nasil göründügüne bakiyor.
Sarisin neden üçüncüden sonra çocuk yapmamis?
Her dört çocuktan birinin Çinli oldugunu duydugu için.
Çizgifilm Dünyasından Kanunlar
Havada askıda kalan bir kimse bu durumun farkına varıncaya kadar asılı kalmaya devam eder.
- Tünel girişine benzeyecek şekilde boyanmış katı duvarlardan bazı kahramanlar geçebilirken diğerleri geçemez.
- Hareket halindeki bir kimse yoluna birdenbire katı bir madde çıkıncaya kadar hareketine devam eder İster bir toptan atılsınlar ister koşarak sıcak takipte olsunlar, çizgi film karakterlerinin momentumları o kadar mutlaktır ki onları ancak yollarına çıkan bir telefon direği ya da iri bir kaya yavaşlatabilir. Isaac Newton hareketin bu ani sona ermesini komedyen yardımcısının durması olarak adlandırmıştı.
- Bir cismin 20 kattan düşmesi için gereken zaman, onu iten veya düşüren kimsenin onu kırılmadan yakalamak için 20 katı koşarak inmesi için geçen zamandan büyük ya da ona eşittir Tabii ki böyle bir cisim hem değersiz hem de onu yakalama girişimi başarısızdır.
- Katı bir maddenin içinden geçen bir kimse arkasında vücudunun kesit ölçülerine uygun bir gedik bırakır Kaçmaya çok hevesli korkudan ödü patlamış dikkatsizlerin özelliğidir Arkalarında pastadan kesilip alınmış gibi mükemmel bir delik bırakırlar.
- Hız arttıkça nesneler aynı anda birden fazla yerde bulunabilir Bu, bir karakterin başının, özellikle yumruk yumruğa dövüşme sırasındaki kavga bulutunun çeşitli yerlerinden aynı anda görünmesidir.
- Her şey bir örsten daha hızlı düşer.
- Korku anında bütün çekim kanunları etkisiz hale gelir Bir hayaletin veya düşmanın karakteristik sesi dimdik havaya sıçrama hareketini başlatır ve bu hareket genellikle bir avizenin kordonunda, bir ağacın tepesinde ya da bayrak direğinin ucunda son bulur.
- Bir kedi içinde bulunduğu kabın şeklini alır.
Komik Yazılar!!!
O ZAMAN OYUN BİTER
İş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir. Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler. Berber, iş adamının kulağına fısıldar; "Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi..." Berber çocuğa seslenir: "Ali, buraya gel!". Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar. Berber işadamının kulağına sessizce, "bak şimdi" diye fısıldar ve bir elinde beş yüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir banknot olduğu halde çocuğa sorar: "Hangisini istiyorsan alabilirsin?"
Çocuk dalgın dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yüz binlik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır. Berber işadamına döner ve gülerek: "Gördün mü? Sana söylemiştim." der.Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali'yi görür. Yanına giderek, neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını sorar.Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir :
- Eğer beş milyonluğu alırsam oyun biter!"
ŞU AMERİKALILAR
Amerika'da yaşayan bir Türk’den gelen mesaj :
Bütün arkadaşlara merhaba....
Bugüne kadar şahit olduğum olaylar aklıma başlıkda belirttiğim soruyu getirdi. Bazı olayları size de anlatıyorum, bu konuda herkes kendi kararını vermekte özgürdür.
Amerikalıların Kafatasının İçinde Ne Var?
En son başıma gelen hadiseden başlayayım. Dün (2 Ekim Cumartesi) sabah 9`da, AT&T adlı dünyaca meşhur telefon firmasından aradılar. "Bize üye olmak ister misiniz?" dediler. (Burada telefon şirketini kendin belirliyorsun, Türkiye`deki gibi tek şirketin yani Türk Telekom`un tekeli yok) Ben, "Türkiye`yi aramanın dakikası kaça?" dedim, telefondaki "45 cent" dedi. "Ben, 10 dakikalık görüşmeyi 2$`a yapıyorum" dedim. "İyi ya, bizimkisi 2$ değil 45 cent" dedi. "Bak kardeşim, ben 2$`a 10 dakikalık görüşme yapıyorum, anlatamadım mı" dedim. Bana "O zaman dakikasına kaç para veriyorsunuz?" demez mi? Kendi kendime "Al işte, sabah sabah bir gerizakalı Amerikalı daha" dedim. Kendisine kibarca izah ettim: "10 dakika 2$`sa dakikası 20 cent yapar" dedim. Telefondaki beyinsiz "Mümkün değil bu kadar ucuza olamaz, siz işlem hatası yapmışsınızdır" dedi. Kendi kendime "Sen beni Amerikalı mı zannettin ki, 2$`i 10`a bölerken işlem hatası yapayım" dedim ve sabah sabah günaha girmemek için "Kardeşim, sağol , ben sizin şirkete üye olmayacağım" dedim ve kapattım.
Geçenlerde Mc Donalds`da 3.01$ tutan borcumu ödemek için 5$ verdim, 1 cent daha verdim. Herif, önce 5$`dan ne kadar para üstü vermesi gerektiğini hesap makinesi ile hesapladı, önce hesap makinesinin gösterdiği 1.99$`i bana bir sürü bozukluk olarak geri verdi, sonra 1 cent daha verdi. Ben "Niye bu kadar bozukluk veriyorsun, direk 2$ kağıt para versene" dedim. Kuş beyinli, bu sefer 5.01`den 3.01`i çıkardı ve hesap makinesinde 2 rakamını görünce bendeki parayı alıp, 2$ verdi. Şimdiye kadar hiçbir mağazada, kasiyerlerin bozuk para ödemek zorunda kaldıklarında bir miktar daha isteyip, bütün para geri çevirebildiklerini görmedim. Mesela hesap 15.25$ tutsa ve siz 20 $ verseniz, size 4 tane 1`lik, 3 tane 25 centlik verirler. Hiçbirisi 1 tane 25 cent alıp, tek bir 5 dolarlık geri çevirmeyi düşünemez / hesap edemez.
Büyük bir mağazanın girişine ve raflarına şu uyarıyı asmışlardı:
"Mağazamızda gizli kamera sistemi vardır." Daha sonra şunu eklemeyi ihmal etmemişler, malum bu yazıyı okuyan Amerikalılar "Bana ne, ben zaten buraya gizli kamera sistemi almaya gelmedim" diyebilir diye. "Gizli kamera sistemi sayesinde, yapılan hırsızlıkları tespit edebiliyor ve mahkeme önünde delil olarak gösterebiliyoruz."
Bir bankanın ATM kartı müracaat formunda şu paragrafın altını imzalamanızı istiyorlar :
"5 haneli banka şifremi sayılardan ve harflerden oluşturacağıma, şifrenin tamamında aynı rakamı veya harfi kullanmayacağıma, Q ile 0`ı, 2 ile Z`yi birbirine karıştirmayacağıma..... söz veririm"
Anlaşılan bankaya gelen birçok şifre probleminde bunları birbiri yerine kullanıp da unutan o kadar çok insan vardı ki bu paragrafı eklemeye lüzum görmüşler.
Şu olayı da bir arkadaştan duydum, gerçek olduğunu söyledi :
Kadının, biri evine yeni bir mikrodalga fırın almış. Kadının, bir de çok sevdiği bir kedisi varmış. Birgün kadının, kediyi yıkaması gerekmiş. Tabi kediyi yıkadıktan sonra bir de kurutmak lazım. Aklına bu işi çabucak halledebileceği parlak(!) bir fikir gelmiş. Islak kediyi alıp, mikrodalganın içine koymuş. Tabi zavallı kedi, mikrodalganın kapağı tekrar açıldığında ölü bir şekilde fırının içinde boyluca yatıyormuş. Bu durum karşısında kadın, sevgili kedisini kaybetmenin intikamını almak için mikrodalga üreticisi firmanın aleyhinde yüklü bir tazminat davası açmış. Mahkemenin kararı ise şu:
Üretici firma, fırının kullanma kılavuzunda "içinde kedinizi kurutmayınız" yazmadığı için suçludur ve istenen tazminatı ödemekle yükümlüdür.
Şu hadiseleri hepiniz duymuşsunuzdur :
CD sürücüler Japonya`da üretilip Amerikan piyasasına ilk girdiğinde Amerikalılar`in "Şu Japonlar ne pratik insanlar, kolaylık olsun diye bilgisayarlara 'mug holder' (seramikten yapılan büyük bardaklar ki Amerikalılar kahve ve çorba içmek için çok kullanırlar) ilave etmişler" diyerek bir çok CD sürücünün 'tray' (CD sürücünün CD-ROM koymak için dışarıya çıkan kısmı, CD tepsisi) kısmını içi dolu ağır bardakları koymak suretiyle kırdıklarını; bilgisayarda "Press any key to continue" yazısı çıkınca fellik fellik klavyede 'any' yazılı tuşu aradıklarını duymayan yoktur.
İşin tuhafı, galiba Amerikalılar`da salak olduklarının farkında. Birgün Elektromanyetik dersinde çocuklara soru çözerken "Biz, bu dersi 2. sınıfta alıyoruz" dedim (burada son sınıfta okutuluyor). Çocuğun biri daha evvel Türklerle kalmış, onları o kadar zeki bulmuş ki, bana "Ortaokul iki de mi, lise iki de mi?" diye sordu. Ben de "İlkokul ikide" diyecektim de çocukların geri zekalılığını yüzlerine vurmak gibi olmasın diye "Üniversite iki" dedim.
Hepinize sevgilerimle...
A. B. . Syracuse University Department of Electrical Eng.& Computer Science
YURDUM İNSANI
Yurdum insanları hani bazı olaylar, sözler, durumlar vb. vardır. Bizim insanımızdan başkasına nasip olmaz. İşte onlardan bazıları...
· "Nerelisin?" sorusuna cevap aldıktan sonra otomatikman "içinden mi?" diye sormak.
· Amca, hala, dayı, teyze, görümce, kayınço, enişte, elti, bacanak, kaynana, kayınpeder, baldız, yenge, amcaoğlu, halaoğlu, dayıoğlu vb. gibi akrabalık terimleri.
· Gelin-kaynana çekişmeleri.
· Sigarayı çoraba veya kulak arkasına koymak.
· Düğünlerde, eğlencelerde, toplantılarda vb. içip içip olay çıkartmak.
· Kurufasulye-pilav-cacık, at-avrat-silah, devlet-mafya-polis, kavun-beyaz peynir-rakı, metin-ali-feyyaz, karpuz-peynir-ekmek gibi üçlemeler.
· Yürüyüş veya dolaşma esnasında eline tesbih, değnek, sopa vb. almak.
· Yabanci dil ogrenirken once kufurleri ogrenmek, yabancilara Turkce ogretirken once kufurleri ogretmek.
· Yolculuk esnasında yanındakine "yolculuk nere hemşerim?" diye sorarak muhabbete başlamak.
· Çırak-kalfa-usta ilişkisi.
· Büyüklerin yanında sigara içmemek, bacak bacak üstüne atmamak.
· Mektuplarda "büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden" öpüp "kestane kebap, acele cevap" beklemek.
· Kendini tanıttıktan sonra diğer yarışmacı arkadaşlara başarılar dilemek.
· Japonları kastederek "adamlar yapmış abi!" demek.
· Ortaokul ve lisedeki anı-hatıra defterlerine yazarken "bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için..." diye başlamak.
· "Bizim askerdeyken bir çavus vardı" diye başlayan askerlik anıları.
· Ütü ütülemek, su sulamak, boya boyamak, uyku uyumak, yangın yanması, ölü ölmesi vb. gibi dumur yaratan deyimler.
· "Geldiniz mi?" veya "Siz mi geldiniz?" gibi gereksiz sorular.
· "Kim O?" sorusuna "Ben!" diye cevap vermek.
· Telefonu açan kişiye kendini tanıtmadan "orası neresi?" veya "sen kimsin?" gibi sorular sormak.
· Neredeyse herkese, herşeye takma isim bulmak.
· Misafir gelince hemen çay suyu koymak.
· Paraları cüzdana veya cebe koyarken Ataturk resimlerinin aynı tarafa gelmesine dikkat etmek.
· Lokanta vb. gibi yerlerde masaları birleştirerek oturmak.
· Büyüklerin "Biz sizin yaşınızdayken" diye başlayan cümleleri...
· Düğünlerdeki takı merasimleri.
· Otobüs, uçak, hastane vb. gibi cep telefonu kullanmanın yasak olduğu yerlerde gizli gizli cep telefonu ile konuşmak.
· Yüzsüzce rüşvet istedikten sonra abartıp "helal et" demek.
· Bir işe başvururken muhtardan onaylı ikametgah, fotoğraf, nüfus cüzdanı sureti, noterden onaylı diploma fotokopisi, askerlik belgesi vb. gerekmesi.
|
|
REHA MUHTAR KLASİKLERİ
Bir yüzücü 350 tonluk bir gemiyi çekmiştir. Muhtar sorar:
- Nasıl çekiyorsunuz gemiyi?
- İnanç meselesi. İçinizde bunu hissetmeniz gerekir.
- Neyi hissetmem gerekir? Gemiyi mi?
--------------------------------------------------------------------------------
Muhtar bazen anlamakta zorlanır:
-Doğuştan kör olduğunuzu anladım da beyfendi, küçükken de gözleriniz görmüyor muydu onu soruyorum?
--------------------------------------------------------------------------------
Dağcılar donmak üzereyken kurtarılmıştır ve Muhtar oldukça kısa ama bütün merak ettiklerimiz soruların cevabı niteğinde bir soru sorar:
-Soğuk muydu?
--------------------------------------------------------------------------------
İtalya muhabiri Muhtar'a bildiriyor:
- İtalyanlar Fatih Terim'e kurtarıcı anlamında 'Salvatore' diyorlar...
- Yani O'na kurtarıcı diyorlar, öyle mi?
- Evet. 'Salvatore' diyorlar...
..Ve Muhtar, her zaman anlama zorluğu çeken biz izleyicilere olayı açıklar:
- Gördügünüz gibi sayın seyirciler... İtalyanlar Fatih Terim'e kurtarıcı anlamında 'Matador' diyorlar...
--------------------------------------------------------------------------------
Muhtar cenaze haberi verir:
-Salı günü kılınacak cuma namazından sonra defnedilecek cenaze...
--------------------------------------------------------------------------------
Adam karısını boğarak öldürmüştür. Muhtar'ın ilk sözü:
- Efenim başınız sağolsun...
--------------------------------------------------------------------------------
Alparslan Türkes'in cenaze töreni. Muhtar anlatır:
- Cenaze töreninde sayıları onbinin üzerinde yedibin güvenlik görevlisi vardı...
--------------------------------------------------------------------------------
Kadın bıçaklanmıştır. Muhtar canlı yayında gerçeklerin peşindedir:
-Sizi öldürebildi mi efenim?
--------------------------------------------------------------------------------
Mahkumlar tünel kazarak kaçar.. Muhtar sorar :
- Mahkumlar kaçmak için mi tünel kazdılar?
--------------------------------------------------------------------------------
Bir okul müdürü cinsel tacizle suçlanır...
- Sen benim sözümü bile kestiğine göre kim bilir daha neler yapmışsındır.
--------------------------------------------------------------------------------
Harika Avci kürtaj yaptırmıştır.
- Peki, bebek şimdi nerede?
--------------------------------------------------------------------------------
Reha Muhtar, canlı yayında Hamdi Bey'le konuşuyor.
- Sayın Hamdi Bey iyi aksamlar efendim. Sizin adınız Hamdi midir, efendim?
- Evet Hamdi, Reha Bey..
- Hamdi diyorsun.
- Hamdi diyorum çünkü nüfus kağıdımda öyle yazıyor.
- Ben nüfus kağıdınızı sormuyorum efendim. Sana soruyorum: Sizin sahte olmayan isminiz nedir?
- Hamdi.
- Yani sahte olmayan isminiz Hamdi diyorsunuz. Peki sahte olan isminiz hangisi?
- Benim sahte olan bir ismim yok!
- Ama demin sahte olmayan ismim Hamdi dediniz. Demek ki bir de sahte isminiz var. Size Yeşil diyorlar efendim. Siz Yeşil misiniz?
- Hayır Yeşil değilim.
- Öyleyse size niye Yeşil diyorlar?
- Bana Yeşil demiyorlar. Hamdi diyorlar.
- Yani inkar ediyorsunuz. Sükut ikrardan gelir Hamdi.
- Ben sükut etmiyorum, konuşuyorum ve Yeşil değilim diyorum.
- Yeşil değilim dediniz ama mosmor oldunuz. Bakıyorum şimdi de kızarıyorsun. Niye sarardın Hamdi?
- Ne oldu Hamdi Bey? Bir tuhaf görünüyorsunuz?
- Galiba delirdim. Bana bir doktor lütfen!
- Geçmiş olsun, Hamdi Bey. Size acil şifalar diliyorum.
İyi Günler Türkiye, her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa...
SİGARANIN FAYDALARI
Sigaranında faydası mı olurmuş, demeyin. İşte o kadar kötülenen her fırsatta iftiralara mağruz kalan sigaranın faydaları :
· Sigara içeni köpek ısırmaz; çünkü yanında baston taşır.
· Evine hırsız girmez; çünkü sabahlara kadar öksürür.
· Üzerine sinek konmaz; çünkü buram buram nikotin kokar.
· Fazla yorulmaz; çünkü yorulunca tıkanacağını bilir.
· Yürümek için zorlanmaz; çünkü tekerlekli iskemlede gezdirilir.
· İhtiyarlamaz; çünkü genç yaşlarda sevdiklerine kavuşur.
· Yüzlerine renk gelir; çünkü dişleri ve bıyıkları sapsarı olur.
· Vücutları bir kuş gibi hafifler; çünkü ileri dönemdeki dolaşım bozukluğundan ötürü önce parmakları, sonra da el ve ayakları kesilir.
İşte sigaranın faydaları, tiryakilere afiyet olsun...
ZAVALLI İNTERNET SAĞLAYICILARI
- Siyah ekran çıktı efendim...
- Yazın kullanıci adınızı.
- Yazdım.
- Parolanızı da girin.
- Tamam.
- Garip karakterler akmaya başladığında klavyeden F7'ye basın.
- Elimle mi?
- Eee, siz bilirsiniz.
- Ben bir IMac kullanıcısıyım.
- Buyrun hanımefendi, sorun neydi?
- Benim CD sürücümden içeri sinek girdi.
- Anlayamadım efendim.
- IMac'ime sinek kaçti.
- Peki ben telefondan ne yapabilirim sizce?
- Ama görüyorum, yürüyor içerde.
- Böcek ilacı falan sıkın isterseniz...
- Bir şey olmaz mı?
- Bilmem, aslında biz IMac'e destek vermiyoruz pek, PC olsaydı yardımcı olabilirdim.
- Benim büyük bir sorunum var, siz acaba eve hizmet veriyor musunuz?
- Eeoo, hayır? Burdan yardımcı olmaya çalısayım...
- Ben internete girmeye çalışınca bilgisayardan acayip sesler geliyor.
- Ne yaptığınızda geliyor o sesler?
- Bağlan diyorum, telefon sesi geliyor, sonra da cıyaklıyor.
- O modem sesidir efendim, o ses sizin modeminiz ve Türk.net modemi arasında bir bağlantı kurulduğu... (Sözümü keser)
- Yok yok, bozuk bu, siz iptal etmiyim diye öyle diyorsunuz... Benim hesabımı siler misiniz?
- Fakat bu bir sorun değildir, bu herkesin bilgis... (Yine sözümü keser)
- Ne yani, herkesin bilgisayarı gazi olan bebek gibi viyaklıyor mu, kimi kandırıyorsunuz Allah aşkına... Dolandırıcılar...
- Efendim sizin modemler bana küfrediyor.
- Anlayamadım efendim.
- Bunda anlayamayacak ne var, resmen küfrediyorlar işte.
- Emin misiniz?
- Buyrun dinleyin (telefonu çevirme sesi, çalan telefon sesi, peşinden ana avrat küfür).
- Ee siz hangi numarayı aramıştınız bir kontrol edelim.
- 0... - 344 26 16.
- Bu sizin numaranız mı?
- Hayır, aradığım numara.
- Beyefendi, o bizim numaramız değil bir ev numarası.
- Ben 10 gündür bu numaradan bağlanmaya çalışıyorum ama...
- O zaman doğaldır küfretmesi.
- Benim sayfalarım gelmiyor.
- Şu an yurtdışı çıkışımızı sağlayan uydudan kaynaklanan bir sorun var efendim.
- Bir ilgileniverseydiniz siz.
- Şey, uydu uzayda efendim.
- Haa, tamam o zaman.
- Benim kredi kartımdan para çekilmiş.
- Aylık hesap mıydi?
- Evet.
- O zaman her ay başında para çekilir efendim.
- Hani sınırsızdı lan bu...
- iyi akşamlar, bilmem ne net.
- iyi akşamlar birader, ben tam olarak 26 dakika 36 saniyedir internete bağlıyım ve haalaaaa hiçbir şey gelmiyor, daha ne kadar beklemem lazım acaba? (sinirli bir ton)
- Gelmiyor derken sayfalar mı açılmıyor beyfendi?
- Hayır kardeşim, hiçbir şey olmuyor. İşte bak 27 dakika 53 saniye oldu, hâlâ yok.
- Internet explorer'i açtınız mı beyfendi?
- Nasıl yani?
- Himm beyfendi, Internet'e girdikten sonra Internet explorer ya da Netscape programını çalıştırarak web sayfalarını gezmeye başlamanız lazım.
- Alala, Internet'e girince kendi bağlamıyor yani.
- Sanırım makinam kilitlendi.
- Şimdi söyle yapalım, ctrl-alt-delete.
- Hepsine aynı anda mı?
- Evet.
- Ama parmaklarım yetmiyor?
- Bakın önce ctrl'ye sol elinizin baş parmağıyla, sonra sağ elinizin baş parmağıyla alt-gr'ye, sonra da sağ elin işaret parmağıyla delete tuşuna basıyorsunuz.
- Ctrl'ye bastım, alt tuşuna da şimdi.
- Delete'e basıcaksınız.
- Ctrl'den elimi çekeyim mi?
- Hayır efendim.
- Peki alt-gr'den?
- Hayır efendim dedim ya, hepsine aynı anda basıyo olmanız gerekiyor.
- Daha kolay bir yolu yok mu?
- Var efendim, makinada reset yazan yere basın.
- Nerede o?
- İsterseniz ctrl alt delete'i deneyelim, basmanız gerek, sadece bir tuş kaldı.
- Tamam fişini çektim.
- Peki...
- İyi aksamlar.
- İyisi falan kalmadı beyfendi! Sinirden köpürüyorum, derhal iptal edin hesabımı!
- Buyrun, problem nedir hanımefendi?
- Bakın, birkaç gündür sizden aldığım paketle Internet'e giriyorum, bu arada arkadaşlarım sürekli telefonumun meşgul olduğundan şikâyet ediyorlar, önceleri anlayamadım, sonra saatlere bakınca, ne zaman sizin hesabınızı kullansam telefonumun meşgul olduğunu anladım!!!
- Bu çok doğal hanımefendi, çünkü modeminiz telefonunuzu kullanıyor bağlantıyı sağlayabilmek için, bizimle bir ilgisi yok bunun, bütün bağlantılarda aynı şey olur, hatta olması gereken de budur.
- Yok kardeşim yok, siz benim Internet'te olmamdan faydalanıp telefon hattımı kullanıyosunuz.
- Öyle bir şey teknik olarak mümkün değil zaten hanımefendi, lütf...
- İptal edin dedim, sorun çıkarmadan iptal edin, ben de bu işi büyütmeden kapatıyım, yoksa kötü olacak sizin için.
- Hanımefendi siz bilirsiniz, fakat..
|